Kerkük Belediyesi'nin Türk Dünyası Belediyeler Birliği'ne (TDBB) katılması, teknik bir yerel yönetim iş birliği olarak sunulsa da; kentin çok etnili yapısı, Irak Anayasası'nın 140. maddesiyle donmuş statü tartışması ve Türkiye'nin bölgesel "yumuşak güç" stratejisi göz önüne alındığında, çok daha derin jeopolitik ve kimliksel okumalara açık bir gelişme.
Ankara'dan Karaman'a: Sürecin kronolojisi
Kerkük'ün TDBB üyeliğinin yolu, Haziran 2026'da Ankara'da düzenlenen üst düzey bir görüşmeyle açıldı. Kerkük Valisi ve Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı Mehmet Seman Ağa, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Kürşad Zorlu ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından Zorlu, Kerkük'ün Türk Dünyası Belediyeler Birliği'ne katılacağını açıkladı.
Ağustos 2026'da Karaman'da düzenlenen TDBB Yönetim Kurulu Toplantısı'nda ise bu üyelik resmiyet kazandı. Böylece Kerkük, tarihinde ilk kez Türk dünyası eksenli uluslararası bir yerel yönetimler ağına dahil oldu.
Ancak bu sürecin teknik boyutunun ötesinde, görüşmenin tarafları dikkat çekici: Bir yanda Irak Türkmen Cephesi'nin en üst düzey temsilcisi ve Kerkük Valisi, diğer yanda ise Türkiye'nin Türk devletleriyle ilişkilerden sorumlu en yetkili isim. Bu buluşma, üyeliğin sadece belediye personeli eğitimi veya kardeş şehir protokolleriyle sınırlı kalmayacağının ilk işareti oldu.
TDBB: Teknik Platform mu, Kültürel-Siyasi Ağ mı?
Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB), 2003 yılında İstanbul merkezli olarak kurulan uluslararası bir yerel yönetim kuruluşu. Birlik, Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler (UCLG) veya Avrupa Belediyeler ve Bölgeler Konseyi (CEMR) gibi örgütlerle aynı kategoride konumlandırılıyor.
Birliğin resmi amaçları; şehircilik, altyapı, belediyecilik eğitimi, çevre yönetimi, kültürel miras, afet yönetimi, dijital belediyecilik ve kardeş şehir ilişkileri gibi alanlarda belediyeler arasında iş birliği geliştirmek olarak sıralanıyor. Bugün Türkiye'nin yanı sıra Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Bosna-Hersek, Kosova, Kuzey Makedonya ve farklı coğrafyalardan 31 farklı ülkeden 1000'e yakın üye barındırmaktadır. En fazla üye belediyesi bulunan ülke ise 289 belediye ile Azerbaycan
Ancak TDBB'nin adındaki "Türk Dünyası" ifadesi, kuruluşu UCLG ve Avrupa CEMR gibi salt teknik bir platform olmaktan çıkarıp, kültürel, tarihsel ve kimliksel bir çağrışım taşıyan bir yapı haline getiriyor. Bu, TDBB'yi klasik bir uluslararası belediye birliğinden ayıran en kritik unsur. Çünkü "Türk Dünyası" kavramı, belediyecilikten çok; medeniyet, tarih ve kimlik çağrışımı yapıyor.
Kerkük'ün çok etnili gerçeği ve "Türk şehri" imajı
Kerkük, Irak'ın en hassas kentlerinden biri. Türkmenler, Kürtler, Araplar ve Hristiyan toplulukların birlikte yaşadığı, Irak Anayasası'nın 140. maddesi kapsamında statüsü hâlâ belirsiz olan, kimliği üzerinde yıllardır siyasi rekabet bulunan bir kent. 2017'de Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nin düzenlediği bağımsızlık referandumunda Kerkük'ün kapsanması ve sonrasında federal güçlerin kente dönüşü, bu rekabetin en yakın ve en kanlı örneği.
İşte tam bu noktada TDBB üyeliği, teknik bir protokolün ötesine taşınıyor. Çünkü Kerkük'te "tarafsız belediyecilik" diye bir şey yok. Her uluslararası adım, kimlik mücadelesinin bir parçası olarak okunuyor.
Kerkük'ün "Türk Dünyası" çatısı altında anılması, bir Kürt veya Arap için, kentin "Kürt kenti" veya "Arap kenti" kimliğine bir darbe olarak algılanabiliyor. Özellikle Kerkük'ün Kürt siyasi hafızasında "Kürdistan'ın Kudüs'ü" olarak konumlanması, bu üyeliğin başta Kürt ve Arap çevrelerde nasıl karşılanacağını da açıklıyor.
Bazı Kürt siyasi çevreler, bu üyeliği Türkiye'nin Kerkük üzerindeki "yumuşak güç" etkisini artıran bir gelişme olarak yorumlarken; Arap siyasetçiler ise bunu Türkiye'nin bölgesel etki alanını genişleten bir hamle olarak değerlendirebiliyor. "Kerkük Belediyesi neden Arap Belediyeler Birliği'ne değil de Türk Dünyası Belediyeler Birliği'ne katılıyor?" sorusu, bu çevrelerde dile getirilebilecek bir hassasiyet.
Türkiye'nin "yerel diplomasi" stratejisi
Türkiye açısından bakıldığında, son yıllarda Ankara'nın dış politikada yalnızca devletler arası diplomasiye değil; belediye diplomasisi, kültür diplomasisi ve şehirler arası iş birliğine de önem verdiği görülüyor. TDBB, bu "yerel diplomasi" araçlarından biri olarak konumlanıyor.
Kerkük'ün üyeliği, Türkiye-Irak arasındaki Kalkınma Yolu Projesi, Ovaköy Sınır Kapısı, enerji iş birlikleri ve güvenlik mekanizmaları gibi başlıklarda yaşanan yakınlaşmanın, yerel yönetimlere yansıyan bir halkası olarak değerlendiriliyor. Kürşad Zorlu'nun üyelik açıklamasında, Kerkük üretim sahasında Türkiye Petrolleri'ne ortaklık verilmesi ve Kalkınma Yolu Projesi'nin bölgesel ticaret açısından önemine dikkat çekmesi, bu üyeliğin ekonomik ve stratejik bağlamda da okunması gerektiğini gösteriyor.
Ancak bu, gizli bir "operasyon" değil; açık bir dış politika stratejisi. Türkiye ve Türkmen siyasi çevreleri, Kerkük'ün Türk dünyasıyla bağlarını güçlendirmek istiyor. Sorun, bu hedefin Kerkük'ün çok etnili gerçeğiyle çatıştığında, diğer topluluklar tarafından "tek taraflı kimlik inşası" olarak algılanması.
Türkmen perspektifi
Türkmenler açısından üyelik, yalnızca belediyecilik alanındaki iş birliğinden ibaret görülmüyor. Kerkük'ün tarihsel olarak Türk dünyasıyla kültürel bağlara sahiptir, bu üyelik Türkmen kimliğinin uluslararası görünürlüğünü artıracak, ortak tarih ve mirasın korunmasına yönelik yeni projelerin önünü de açabilir.
Türkmenler için Kerkük, sadece bir şehir değil; siyasi ve kültürel merkez. TDBB üyeliği, bu merkezin uluslararası alanda "Türk dünyası" ile kurumsal bağlarının güçlenmesi anlamına geliyor.
Bağdat'ın sessizliği ve hukuki boyut
Irak merkezi hükümetinin resmi olarak bu üyeliğe itiraz etmemesi dikkat çekici. Kerkük Belediyesi, Irak hukukuna bağlı bir yerel yönetim olarak uluslararası belediye birliklerine katılabiliyor. Eğer Bağdat bunu egemenlik ihlali olarak görseydi, siyasi tartışma çok daha geniş bir boyuta ulaşabilirdi. Özellikle son dönemlerde Ankara-Bağdat yakınlığı ve bu yakınlığın akabinde Kerkük’e Türkmen valinin atanması da bu yakınlığın sonucu. Şu ana kadar böyle bir resmi tepki görülmedi.
Hukuki ve kurumsal açıdan bakıldığında, bir Irak belediyesinin uluslararası bir belediye birliğine katılması olağan bir süreç. TDBB'ye üye olan Arap, Slav ve Balkan kökenli belediyeler de var; bu üyelikler o şehirleri “Türk şehri” yapmıyor. Kerkük'ün uluslararası hukuk ve Irak Anayasası'ndaki statüsü de değişmiyor.
Ancak Kerkük söz konusu olduğunda, hukuken olan ile siyaseten algılanan aynı şey değil.
Kerkük İl Meclisi Başkanı Muhammed İbrahim Hafız, Rûdaw’a yaptığı açıklamada, “Bizim meclis olarak bu konudan haberimiz yok. Herhangi bir anlaşma veya imza sürecinde meclis üyelerinin ve başkanlığının bilgilendirilmesi gerekir” dedi. Muhammed İbrahim, Kerkük’e sunulacak hizmetlerin ayrım gözetilmeksizin kentin tüm bölgelerini kapsaması gerektiğini belirtti.
Kerkük İl Meclisi’nin KDP fraksiyonu üyesi Hasan Mecid de Rûdaw’a yaptığı açıklamada, “Konudan haberdar olmadığımız gibi bize danışılmadı ve görüşümüz alınmadı” ifadelerini kullandı.
3 Düzlemde bir üyelik
Kerkük'ün TDBB üyeliği, en az üç farklı düzlemde okunabilir:
Birincisi, yerel yönetim açısından: Belediyecilik kapasitesini geliştirebilecek uluslararası bir ağa katılım. Eğitim, teknik destek, şehir planlama ve uluslararası fonlara erişim gibi somut kazanımlar vaat ediyor.
İkincisi, Türkiye-Irak ilişkileri bakımından: İki ülke arasında gelişen ekonomik ve diplomatik yakınlaşmanın yerel yönetimlere uzanan yeni bir halkası. Kalkınma Yolu, enerji ve güvenlik iş birlikleriyle aynı döneme denk gelmesi tesadüf değil.
Üçüncüsü, kimlik siyaseti açısından: Türkmen toplumu için kültürel ve kurumsal görünürlüğü artıran sembolik bir adım; Kürt ve Arap toplulukları için ise kentin çok etnili yapısını tek taraflı olarak yansıtan bir hamle.
Hukuken mümkün, siyaseten riskli
Kerkük’ün TDBB üyeliği, hukuken mümkün görünen ancak siyasi ve sembolik açıdan tartışmalı bir adım. Üyelik kentin hukuki statüsünü değiştirmese de, “Türk Dünyası” vurgusu Kerkük’teki mevcut kimlik rekabetine yeni bir boyut ekliyor.
Üyeliğin uzun vadeli etkisi, Kerkük Belediyesi’nin bu platformu nasıl kullanacağına bağlı. Kapsayıcı bir belediye iş birliği aracına dönüşürse somut kazanımlar sağlayabilir; ancak belirli bir kimliğin öne çıkarıldığı bir araç olarak algılanması, kentteki hassas dengeleri daha da zorlayabilir.
Çünkü Kerkük’te semboller, çoğu zaman teknik kararların önüne geçiyor. TDBB üyeliği de bu nedenle yalnızca bir belediyecilik meselesi değil; kentin kimliği ve temsili üzerine süren mücadelenin yeni bir başlığı.