Aynı iş, farklı haklar

Kamu ile özel sektör çalışanları arasında maaş uçurumu

Fotoğraf: Welison Franklin, Unsplash'

KirkukNow

Altı yıl boyunca yorucu vardiyalarda çalışan, uykusuz geceler geçiren ve uzun saatler görev yapan Şox Abdullah, düşük ücretle özel bir hastanede çalışmayı daha fazla sürdüremeyeceğine karar vererek işinden istifa etti.

Abdullah’ın yaşadıkları, Irak Kürdistan Bölgesi’nde özel sektör çalışanlarının karşı karşıya olduğu daha geniş bir sorunun da göstergesi. Özel sektörde çalışanlar, benzer işleri yapmalarına rağmen kamu sektöründeki meslektaşlarına kıyasla çoğu zaman daha düşük ücret alıyor ve daha az sosyal haktan yararlanıyor. Yetersiz ücretlerin yanı sıra birçok çalışan, sosyal güvenlik ve yeterli izin hakkı gibi temel güvencelerden de mahrum bırakılıyor.

KirkukNow’un araştırmalarına göre sağlık, eğitim ve diğer sektörlerde kamu ve özel kurumlar arasında ücretler, çalışma koşulları, çalışan hakları ve iş güvencesi açısından önemli farklılıklar devam ediyor.

Şox, Süleymaniye’deki özel bir hastanede geçirdiği altı yıl boyunca bu eşitsizlikleri bizzat yaşadı. Ayda 16’dan fazla gece vardiyasında çalışıyor, her vardiyada 12 saat görev yapıyordu. Buna karşılık aldığı aylık ücret 600 bin Irak dinarının (400 ABD doları) altındaydı.

Abdullah,“Doğum iznimiz yoktu. İşten ayrıldığımda sosyal güvencem bile yoktu”dedi.

Özel sektör çalışanlarının önemli bir bölümü uzun çalışma saatleri, düşük ücretler ve temel çalışma güvencelerine sınırlı erişimle karşı karşıyayken kamu çalışanları genel olarak daha yüksek iş güvencesine, daha kapsamlı izin haklarına ve terfi olanaklarına sahip.

Ancak kamu çalışanlarının da sorunları bulunuyor. Mali kriz nedeniyle maaşların zamanında ödenmemesi, kamu çalışanlarının karşı karşıya olduğu başlıca sorunlardan biri.

Uluslararası Çalışma Örgütü’ne (ILO) göre Irak’ta işsizlik oranı 1990’ların başında yüzde 9 iken 2021’de yüzde 14,2’ye yükseldi.

Irak’ın 40 milyonluk nüfusunun yaklaşık 9,2 milyonu istihdam ediliyor. Ülke ekonomisi hâlâ büyük ölçüde devlete bağımlı durumda. Petrol sektörü, devlet gelirlerinin yaklaşık yüzde 85’ini oluşturuyor.

Öte yandan kamu çalışanlarının maaşlarına ayrılan bütçe de önemli ölçüde arttı. Hükümet bugün maaşlar için 15 yıl öncesinin dört katı kadar harcama yapıyor. 2020 yılında devletin toplam harcamalarının yaklaşık dörtte üçü kamu çalışanlarının maaşlarının ödenmesine ayrıldı.

Aynı meslekte farklı çalışma koşulları

İki sektör arasındaki fark sağlık alanında da açıkça görülüyor.

Devlet hastanesinde 15 yılı aşkın süredir çalışan Aşti Ahmed, haftada üç gün, sabah 08.00’den 12.30’a kadar çalışıyor.

Ahmed’ın çalışma düzeni, daha uzun saatler çalışan ve daha az sosyal haktan yararlanan birçok özel sektör sağlık çalışanının koşullarından oldukça farklı.

“KirkukNow”a konuşan Ahmed,“Her yıl bir ay izin alıyorum, doğum iznim var ve herhangi bir sorun yaşamıyorum”dedi.

Özel sektörde çalışan bir başka sağlık çalışanı Sindus Refiq ise 16 saatlik vardiyalarda çalıştığını, sosyal güvenlik ve doğum izninden yararlanamadığını söyledi.

Refiq,“Her gün işe gidemediğimde maaşımdan kesinti yapılıyor ya da yerime başka birini bulmam gerekiyor” dedi.

Bu koşullar, özel sektör çalışanlarını hastalık, ailevi sorumluluklar veya başka nedenlerle çalışamadıkları dönemlerde sınırlı bir maddi güvenceyle ve yetersiz korumayla karşı karşıya bırakıyor.

Kamu sektöründe çalışmak ise tamamen sorunsuz değil. Mali kriz nedeniyle maaş ödemelerinde uzun gecikmeler yaşanırken, hükümet kararları doğrultusunda terfi ve maaş artışları da durdurulmuş durumda.

Buna rağmen kamu çalışanları, birçok özel sektör çalışanının sahip olmadığı iş güvencesi ve sosyal haklardan genel olarak yararlanmaya devam ediyor.

Irak’ta ulusal yoksulluk oranı da önemli ölçüde arttı. Irak Planlama Bakanlığı tarafından UNICEF, Dünya Bankası ve Oxford Yoksulluk ve İnsani Kalkınma Girişimi’nin desteğiyle hazırlanan değerlendirmeye göre, COVID-19 pandemisinin sosyoekonomik etkileri sonucunda yoksulluk oranı 2018’de yüzde 20 iken 2021’de yüzde 31,7’ye yükseldi. Yoksul insanların toplam sayısı ise 11,4 milyona ulaştı.

Eşitsizlik eğitim sektöründe de görülüyor

Çalışanlar arasındaki farklılıklar kamu eğitim sektöründe de mevcut. Özellikle kadrolu öğretmenlerle sözleşmeli öğretmenler arasında önemli hak farklılıkları bulunuyor.

Kadrolu öğretmenler aile ve çocuk yardımlarından, terfi olanaklarından ve okul müdürlüğü veya müdür yardımcılığı gibi idari görevlere atanma imkanlarından yararlanabiliyor.

Sözleşmeli öğretmenler ise bu hakların ve kariyer olanaklarının bir bölümünden yararlanamıyor.

Maaşlar arasında da önemli farklar bulunuyor. Diploma sahibi sözleşmeli öğretmenler ayda yaklaşık 400 bin Irak dinarı, lisans mezunları ise yaklaşık 500 bin dinar kazanıyor.

Benzer eğitim düzeyine sahip çalışanların kadroya alınması halinde ise maaşları yaklaşık 650 bin ila 700 bin dinar arasında olabiliyor.

Doğum izni konusunda da ciddi farklılıklar bulunuyor.

Verilen rakamlara göre kadrolu çalışanlar bir yıl ve 72 gün tam ücretli doğum iznine sahip. Sözleşmeli çalışanlar ise doğumdan önce iki ay 21 gün, doğumdan sonra 51 gün ücretli izin kullanabiliyor. Buna ek olarak iki ay yarım ücretli izin hakkından yararlanabiliyor.

Hastalık izinleri de iki grup arasındaki farkı ortaya koyuyor.

Öğretmenler ve kadrolu çalışanlar bir aylık hastalık iznini tam ücretle, ardından 45 günlük izni yarım ücretle kullanabiliyor. Sağlık kurulunun onayıyla iki yıla kadar tam ücretli izin alma hakkına da sahip olabiliyorlar.

Bu farklılıklar, çalışanların statüsünün yalnızca gelirlerini değil, sağlık nedeniyle izin kullanma, aile yardımlarından yararlanma ve uzun vadeli kariyer gelişimi gibi temel haklarını da belirleyebildiğini gösteriyor.

Sınırlı iş olanakları ve artan belirsizlik

Çalışma koşullarındaki eşitsizlikler, çok sayıda genç ve üniversite mezununun kamu sektöründe iş aramasına neden oluyor. Kamu istihdamı genel olarak daha istikrarlı ve daha kapsamlı haklar sunan bir alan olarak görülüyor.

Ancak haberde yer alan bilgilere göre son resmî işe alım süreci, o yılın bütçe yasası kapsamında 2013’te gerçekleştirildi. O tarihten bu yana benzer kapsamda başka bir resmî işe alım süreci yapılmadı.

Ekonomist Dr. Karwan Hama Salih, KirkukNow’a yaptığı açıklamada, özel sektördeki iş güvencesinin yetersiz olmasının iki sektör arasındaki farkın büyümesinde önemli bir etken olduğunu söyledi.

Salih,“Bu farkın temel nedeni, Kürdistan Bölgesi’nde özel sektörün hiçbir şekilde güvence altında olmamasıdır. Özel sektör çalışanlarının yüzde 100 iç huzuruna sahip olması ve geleceklerinden emin olması mümkün değil” dedi.

Salih ayrıca işsizlik ve kamu kurumlarında çalışma saatlerinin azaltılmasının bazı kamu çalışanlarını ek iş aramak üzere özel sektöre yönelttiğini belirtti.

Yıllar boyunca on binlerce işsiz üniversite mezunu, bölgedeki kent ve ilçelerde gösteriler düzenleyerek iş olanakları yaratılmasını ve ekonomik sorunlarına daha fazla dikkat edilmesini talep etti.

Salih’e göre bölgede özel sektörün geliştirilmesine ve gençlerin kendi işlerini kurmasının teşvik edilmesine yönelik etkili kararlar alabilecek bir kurum bulunmuyor.

Tekrarlanan şirket ve fabrika kapanışlarının da gençleri özel sektörde kariyer yapmaktan uzaklaştırdığını ve mevcut işlerin istikrarına ilişkin güvenlerini zayıflattığını söyledi.

Ücret eşitsizliği medyayı da etkiliyor

Ekonomik eşitsizlik sağlık ve eğitimle sınırlı kalmıyor; medya kuruluşlarını ve gazetecileri de etkiliyor.

Maaşlar arasındaki farklılıklar, bazı gazetecilerin daha iyi ücret almak amacıyla işverenlerini değiştirmesine neden oluyor.

Haberde yer alan bilgilere göre bir gazeteci ayda 700 bin dinar kazanırken, başka bir medya kuruluşunda benzer işi yapan başka bir gazeteci bunun iki veya üç katı ücret alabiliyor.

Salih, özel sektörde ücretleri düzenleyen ortak ve istikrarlı bir sistemin bulunmamasının yanı sıra hükümetin kamu çalışanlarının maaşlarını zamanında ödemeyi garanti edememesinin her iki sektörde de sorunlara yol açtığını belirtti.

Özel sektör çalışanlarını koruyacak, daha adil bir ücret yapısı oluşturacak ve kamu çalışanlarının maaşlarının zamanında ödenmesini güvence altına alacak etkili politikalar geliştirilmediği sürece ekonomik eşitsizliğin kalıcı bir sorun olmaya devam etmesi bekleniyor.

Sonuç olarak kamu ve özel sektör arasındaki ayrım yalnızca aylık gelir farkından ibaret değil. Bu ayrım çalışanların iş güvencesini, aile refahını, temel sosyal haklara erişimini ve geleceklerine duydukları güveni de etkiliyor.

Bu farklılıkların giderilmesi; daha güçlü çalışma güvenceleri, daha etkin denetim mekanizmaları ve her iki sektörde de adaleti gözeten politikaların hayata geçirilmesini gerektiriyor.

  • FB
  • Instagram
  • Twitter
  • YT